Geopatik Stres

Elektromanyetik Alan

Elektromanyetik alan, elektrik yükü olan parçacıkların çevrelerinde yarattıkları ve diğer yüklü parçacıklar üzerinde kuvvet uygulayan bir etkidir; maddeleri oluşturan atomları bir arada tutar, moleküller arasındaki ilişkileri yönetir, tüm kimyasal reaksiyonların oluşması için gereklidir. Elektronların hareketi elektriksel alan yaratır. İletken bir madde içinde meydana gelen elektron akımı, elektriksel akım yaratır; bu da iletken maddenin çevresinde manyetik alan oluşturur. Manyetik alanın birimi Amper/metre olarak tanımlanmıştır. Bundan da anlaşılacağı üzere akım arttıkça manyetik alan da artar. Bir iletken içinden akan akımın yarattığı manyetik alan teorik olarak sonsuzdur; ışık hızında yayılır; maddeler yayınıma engel oluşturmaz; ancak mesafenin artışıyla zayıflar.
 
Vücudumuzun içindeki elektriksel aktivite de manyetik alan oluşturur. Bu alan, Biomanyetik Alan olarak adlandırılmıştır. Vücutta oluşan elektrik, yüklü iyonların hücre membranından geçmelerine ve bu membranın geçici olarak polarize olma ve nötralize olma yeteneğine bağlıdır. Tüm canlı hücreler ve kimyasal süreçler, kimyasal bağlar kurma ve bırakma, gıdaların içindeki enerjiyi serbest bırakma, hücresel enerji üretimi, minerallerin, besin maddelerinin, hormonların, nörotransmitterlerin ve nöropeptidlerinhücre membranından geçmesinden sorumlu olan moleküller arası etkileşime dayanır. Vücudumuzdaki dokular ve organlar tarafından oluşturulan elektrik ve manyetik alanlar, karmaşık bir dahili komünikasyon sisteminin parçasıdırlar. Bu elektromanyetik frekanslar yetersiz kalır veya bozulursa sağlık sorunları oluşur. 

 

Dünyanın Elektromanyetik Alanı

Dünyayı saran enerji ağı pek çok etkenin etkisi altındadır; elektromanyetizma, ışık, renk, ısı, ses ve madde. Bu enerji ağı simetrik ve spesifik bir geometrik desen oluşturur. Ağın çizgileri çeşitli noktalarda kesişerek matrise benzer bir yapı oluştururlar. Bunlar vücudumuzdaki akupunktur noktalarına benzer.

SCIO ile bu geopatik stresten kaynaklanan dengesizlikler belirlenir ve dengelenir. Bunlar aşağıdakileri kapsar:

Curry Çizgileri

Curry çizgileri elektriksel olarak yüklü doğal bir ağdır. Kutuplara doğru diagonal olarak giderler. İlk olarak Dr.Manfred Curry ve Dr.Wittmann tarafından bulunmuştur. Çizgilerin arasında 3 m mesafe bulunmaktadır. Kesişim noktaları iki pozitif, iki negatif veya biri pozitif, biri negatif iki çizginin kesişmesinden oluşur. Dr.Curry'nin çalışmalarına göre pozitif yüklü kesişim noktaları hücre bölünmesine ve kanserli hücre oluşumuna, negatif yüklü kesişim noktaları ise enflamasyona yol açabilir. 

Hartmann Ağı / Çizgileri

Hartmann ağı kuzeyden güneye, doğudan batıya giden ve doğal olarak yüklenmiş çizgilerden oluşur. 2.Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, saygın bir Alman doktor olan Dr. Ernst Hartmann tarafından tanımlanmıştır. Çizgiler pozitif ve negatif yüklüdür; kesiştikleri noktalarda iki pozitif, iki negatif veya bir pozitif-bir negatif çizgi buluşmuş olabilir. Bu kesişim noktaları potansiyel problemlerin kaynağıdır.

Hartmann ağı, herbiri 21 cm genişliğinde, yerden dik açıyla yükselen görünmez radyoaktif duvarlardan oluşan bir yapıdır. Ağ, manyetik olarak yönlenmiştir. Kuzeyden güneye 2 metre aralıklarla, doğudan batıya 2,5 metre aralıklarla dizilmiştir. Bu çizgilerin arasında nötral bir alan bulunur. Bu ağın girişimi için, açık arazi veya binaların olması fark etmez.Hartmann ağı Çin tıbbındaki Yin ve Yang ile tarif edilebilir. Yin (Kuzey-Güney çizgileri) soğuk bir enerjidir; yavaş hareket eder, kışı temsil eder, kramplar, nem ve romatizmayla ilgilidir. Yang (Doğu-Batı çizgileri) sıcak, hızlı hareket eden bir enerjidir; ateşle ve enflamasyonlarla ilgilidir. 

Bu çizgilerin kesişim noktaları, pozitif veya negatif olmaları fark etmeksizin, saatlerin ve mevsimlerin ritmine karşı hassas, dinamik bir alan oluştururlar. Curry ve Hartmann ağlarını, dünyayı sürekli olarak bombardıman eden kozmik ışınların yarattığı ve fay hatları ve yer altı madencilik çalışmaları ile bozulabilecekleri düşünülmektedir. Curry ve Hartmann çizgilerinin kesiştikleri yerlerde daha başka potansiyel problemler de olabileceği tahmin edilmektedir. Bu noktalar, Curry veya Hartmann sistemindeki tek bir kesişim noktasından daha zararlı olarak görülmektedir.
 

Ley Çizgileri

Ley çizgileri genellikle insanlar tarafından yapılmış bir fenomen olarak bilinir. Enerjetik olarak yüklenmiş “kutsal taşlar”ın düz bir çizgi halinde dizilmesiyle oluşur. Taşların, araları 15 km’i aşmayacak şekilde dizilmesi yeterlidir. Taşların boyutu önemli değildir. Enerji yüklenmeleri, ısı, başka taşlara şiddetle çarpmaları, kaynak sularında yıkanmaları ve ses etkisiyle vibrasyona girmiş olmaları olabilir.
 

Schumann Dalgaları

Dünyanın yüzeyiyle iyonosfer (güneşin radyasyonuyla iyonize olan ve manyetik alanın iç katmanını oluşturan atmosferik katman) arasında salınan, ortalama 7-10 Hz frekansında salınan faydalı elektromanyetik dalgalardır. İlk kez 1952 yılında Alman bilimadamı Prof. W.O. Schumann tarafından bulunmuştur. Bu dalgaların beyin dalgalarıyla çok benzer bir frekansta olduğunu ortaya koymuştur. Bu dalgaların vücudumuzdaki iç saati düzenlemeye yardım ettiği, dolayısıyla uyku düzenini, hormonal salgıları, kadınlarda adet döngüsü gibi sistemleri etkilediği söylenmektedir. Amerikan uzay araştırmaları kurumu NASA, ilk dönem astronotları çok kısa süreyle uzaya çıktıklarında bile dünyaya sıkıntılı ve sersemlemiş halde döndükleri için bu fenomenle ilgilenmiş, uzay araçlarının içine yapay Schumann dalgaları üreten cihazlar yerleştirmiştir. Bazı modern binaların güçlendirilmiş beton ve metal çatılarının bu faydalı dalgaları ekranladığı ve bu binalarda yaşayan ya da çalışan kişilerin etkilendiği düşünülmektedir. Jet lag sendromunun bir etkeni de uçakların seyir ettiği yükseklikte Schumann dalgalarının çok zayıf olması ve metal uçak gövdesi tarafından ekranlanarak daha da zayıflamasıdır.

 

Su Kesişimi

Zeminin altında akan su, ister yer altı kaynak suları, ister metal borularda şehir şebesi olsun,  elektriksel ve manyetik bir alan yaratır. Eğer su yolları birbirleriyle kesişirse, karışan manyetik alan desenleri üzerinde yaşayanların uykusunu etkileyebilir. Geopatik stresin yüksek olduğu yerlerin üstünde yaşayanlarda ciddi hastalıkların sıklıkla oluştuğu gözlemlenmektedir.