Skalar Enerji

Maxwell denklemleri, elektrik ve manyetik özelliklerle bu alanların maddeyle etkileşimlerini açıklayan bir settir. Bu dört denklem sırasıyla, elektrik alanın elektrik yükler tarafından oluşturulduğunu (Gauss Yasası), manyetik alanın kaynağının manyetik yük olmadığını, yüklerin ve değişken elektrik alanların manyetik alan ürettiğini (Ampere-Maxwell Yasası) ve değişken manyetik alanın elektrik alan ürettiğini (Faraday' ın İndüksiyon Yasası) gösterir.
 
Mekanik olayların analizinde Newton yasalarının önemiyle, elektromanyetizmada Maxwell denklemlerinin önemi eşdeğerdir.
 
Maxwell denklemleri, elektromanyetizmayla ilgili o yıllara kadar yapılmış çalışmaların tümünü biraraya getirmesinin yanında bu denklemler ışık hızıyla hareket eden elektromanyetik dalgaların varlığını öngörür. Ayrıca, bu teori böyle dalgaların, ivmeli yükler tarafından yayınlandığını gösterir.
 
Newton fiziğinde iki ayrı gözlemci tarafından izlenen bir olay Galile dönüşümleri ile ifade edilir. Bu dönüşümler Newton yasalarına uygulandığında yasalar formlarını korur. Özel Görelilik Kuramına göre, sadece göreli hızın ışık hızından çok küçük olduğu takdirde Galilie Dönüşümleri iyi bir yaklaşımdır. Maxwell denklemleri ise ancak Lorentz dönüşümleri ile formlarını korur. Teorik fizikte Lorentz dönüşümleri ile değişime uğramayan alanlara “skalar alan” denir.
 
Nikola Tesla’nın keşfettiği, frekans tabanlı dalgalar gibi uzaklığın karesiyle sönümlenmeyen ve yönlendirildiği hedefe ışık hızından bağımsız bir şekilde ulaşan yeni bir tür elektromanyetik dalgaya “skalar dalga” denir. Tesla’nın bu buluşu, onun maalesef kasıtlı bir şekilde mali zorluklara itilmesine, bilim akademisinden soyutlanmasına, patent haklarının başkalarına atfedilmesine ve tarih kitaplarından adının yavaşça silinmesine sebep olmuştu. Petrol ve enerji devlerinin kendi çıkarları doğrultusunda istedikleri ülkelerde savaş veya darbe bile gerçekleştirebildiklerini göz önünde bulunduracak olursak, bu durum pek de şaşırtıcı görünmemektedir) .
Nobel ödül adaylığı dâhil birçok nişan ve madalyayla onurlandırılmışsa da Tesla zamanından o kadar ilerdeydi ki, bir süre sonra düşüncelerinden dolayı çevresindeki bilim adamları tarafından istenmeyen adam ilan edildi.
Tesla’yı zamanında gerçek anlamda anlaşılamayan adam yapan asıl çalışması ise ancak Birleşik Alan Teorisi ve Kuantum Fiziği teoremleriyle çözümlenebilen Skaler Dalga Teknolojisine dayanarak “enerji kontrolü” ve “serbest enerji” üzerinde yaptığı çalışmalardı; öyle ki bu çalışmaları klasik Maxwell uygulamalarının bile açık noktaları olduğunu ortaya koymaktaydı ki bu, o günün çoğu akademik çevreleri için kabul edilemez bir durumdu. Ayrıca serbest enerji demek, ekonominin kontrolünün, dünya siyasetini ve ekonomisini elinde bulunduran güçlerin elinden çıkması anlamına geliyordu ki; belki de bu durum kendisine ait dev laboratuarın ölümünün ardından gizemli bir şekilde yanarak yok olmasının arkasında yatan nedendi.
Tesla 1915’lerden itibaren bilim çevrelerinden soyutlanmaya başlanmasına rağmen – gerçi Amerika Deniz Kuvvetleri ömrünün sonlarına doğru kendisini çok önemli projelerde istihdam etmiştir – çalışmalarına titizlikle devam etmiş ve inanılmaz bir serbest enerji kaynağından yararlanma, enerjinin telsiz olarak çok uzak mesafelere kayıba uğramadan iletilmesi, millerce uzaktaki ordu ve uçakları yok edecek yetenekteki ateş toplarının üretimi, ve silah ve bombaları etkisiz hale getiren geçilmez bir enerji kalkanı teknolojisi gibi teknolojilerin varlığını dünyaya duyurmaya devam etmişti.
 
1943 yılındaki ölümünden sonra FBI tarafından titizlikle el konulmuş ve bunlar bugün bile yürüyen birçok fantastik projeye ışık kaynağı olmuştur. Tesla’nın “ölü ışık” tabir ettiği çalışmaları daha sonraki bildiğimiz lazer teknolojisinin temelini oluşturmuştur. Aynı şekilde Tesla “Telsiz İletişim Teknolojisinin” temellerini atmış, hatta çok büyük oranlarda enerjinin bile kablosuz olarak yerden veya hava üzerinden iletildiği teknolojiler geliştirmiştir.
 
Elektromanyetik dalgalar ve skalar dalgaların birbirinden farklı olduğu çok önemli özellikleri vardır.
Elektromanyetik bir alan, enine elektriksel ve manyetik alanlara ayrılabilir: çıkış noktalarından dik açılarla yayılırlar. Buna karşın skalar dalgalar boylamasına, yani bulundukları noktaya paralel yayılır.
Elektromanyetik dalgaların başlangıcı, ortası ve sonu vardır; güçleri buna bağlı olarak eşit dağılmaz, yani yönlüdürler. Buna karşın, skalar dalgalar farklılaşmamış bir alan yaratırlar; güçleri bir katalizör tarafından dağıtılana kadar sabit kalır; yönsüzdürler. Skalar dalgaların dağılmasına neden olan en bilinen katalizör elektromanyetik bir alanla bağlantı kurmasıdır.
Skalar dalgaların ölçümü osiloskop gibi standart aletlerle mümkün değildir.
 
Royal Rife’ın hikayesinden görüldüğü gibi, kanıt gibi görünen bir şey aslında önyargı olabilir. Rife’ın mikroskobundan bakıp mikroplardaki pleomorfik izleri görmeyen bilim adamlarını hatırlarsak, klasik fizik eğitimi almış bilim adamlarının skalar dalgaların varlığını reddetmesinin onların var olmadığı anlamına gelmeyeceğini de görürüz. Bu ancak çok önemli bilgilerin hem bilimsel arenadan hem de kamudan saklı tutulduğunu, kurgu olduğu varsayımıyla skalar dalgaları ölçecek özel ekipmanlara gerek duyulmadığını gösterir. Bu yaygın önyargının aksine, skalar enerjinin yaşayan organizmaların fonksiyonları üzerindeki etkisini algılayabildiğimiz için onların gerçekliğini de biliyoruz.
Skalar enerji boşlukta varolabilen sonsuz bir enerji kaynağı olarak uzay boşluğunda olduğu gibi bedenimizdeki atomların arasındaki boşlukta da bulunmaktadır.